Mete, odasının bir köşesinde eski bir uzaktan kumandalı arabanın parçalarıyla oynarken birden kendi aracını yapmaya karar verdi. Heyecanla araştırmaya koyuldu; önce uzaktan kumandanın sinyal göndermesi gerektiğini, arabanın da bu sinyalleri alacak bir alıcıya ihtiyacı olduğunu öğrendi. En kolay yöntem olarak hazır bir alıcı modül buldu ama bu sefer de alıcıyı doğrudan tekerlekleri döndüren motora bağlayamadığını fark etti. Motorlar sadece “çalış” ya da “dur” komutlarını anlıyordu, oysa alıcıdan gelen sinyaller daha karmaşıktı.
Uzun uğraşlar sonucu aklına bir fikir geldi: Arada bir tercüman gibi çalışacak bir beyne ihtiyaç vardı. Araştırmaları onu “mikroişlemci” kavramına götürdü. Küçük ama güçlü bu çip, alıcıdan gelen sinyalleri okuyup motorlara emir verebilecekti. Daha da araştırınca bunun için en popüler ve hazır kartın Arduino olduğunu keşfetti.
Mete, işte tam bu noktada bir Arduino kartına ihtiyacı olduğunu anladı. Kart olmadan alıcıyla motorlar arasında köprü kuramayacağını fark etti. Şimdi önünde yeni bir hedef vardı: Bu kartı bulup nasıl çalıştığını öğrenmek.
Sorular:
Görev İçin sana gereken kart arabanın neresinde…
İp ucu motorlar karta bağlı olmalı.
